İstanbul’da Sel Hasarı: Tazminat ve Sigorta Hakları

İstanbul’da Sel ve Su Baskınında Zarar Görenler Ne Yapmalı? Tazminat, Sigorta ve Hukuki Haklar

İstanbul’da 14 Ekim 2026 tarihinde meydana gelen şiddetli yağış ve su baskınları; araçlarda, konutlarda, iş yerlerinde ve diğer taşınmazlarda maddi zararlara yol açtı. Peki, sel nedeniyle aracı, evi veya iş yeri zarar gören kişiler zararlarını kimden talep edebilir? Sigorta şirketine nasıl başvurulur? Belediye veya ilgili kamu kurumunun sorumluluğu hangi hâllerde gündeme gelir?

Sel ve su baskını nedeniyle meydana gelen zararların karşılanması, olayın niteliğine, zararın kaynağına, mevcut sigorta poliçelerine ve varsa sorumlu kişi veya kurumların kusuruna göre değişir. Her sel hasarının otomatik olarak sigorta kapsamında olduğu veya her durumda belediyeden tazminat alınabileceği söylenemez. Bununla birlikte, zarar görenlerin sigorta sözleşmesinden, özel hukuk hükümlerinden veya idarenin sorumluluğundan kaynaklanan hakları bulunabilir.

Bu yazıda, İstanbul’da yaşanan sel ve su baskınları sonrasında araç, konut, iş yeri ve diğer malvarlığı zararları bakımından başvurulabilecek hukuki yolları, delillerin nasıl korunması gerektiğini ve dikkat edilmesi gereken süreleri ele alıyoruz.

1. İstanbul’daki sel felaketinde zarar görenlerin hukuki hakları nelerdir?

14 Ekim 2026 tarihinde İstanbul genelinde etkili olan kuvvetli yağışın ardından çok sayıda su baskını ihbarı yapılmış; konutlar, iş yerleri, yollar ve araçlar yağıştan etkilenmiştir. İstanbul Valiliğinin açıklamasına ilişkin haberlerde 2.518 ihbarın yanı sıra 808 konut ve 280 iş yeri için su baskını ihbar kaydı bulunduğu bildirilmiştir. Bu rakamlar ihbar kayıtlarını göstermekte olup kesinleşmiş hasar veya tazminat tutarı anlamına gelmemektedir.

Kaynak: Anadolu Ajansı, 14 Ekim 2026 tarihli İstanbul’daki sağanak haberleri.

Sel nedeniyle zarara uğrayan kişilerin öncelikle şu hususları belirlemesi gerekir:

  • Hasar, mevcut bir sigorta poliçesinin teminatı kapsamında mı?
  • Zarara yol açan olay yalnızca yoğun yağıştan mı kaynaklandı, yoksa altyapı yetersizliği, tıkanmış mazgallar, yetersiz drenaj veya bakım eksikliği gibi başka etkenler de var mı?
  • Zararın meydana gelmesinde bir kişi, işletme, bina yönetimi veya kamu kurumunun hukuken sorumlu tutulmasını gerektiren bir davranış ya da hizmet kusuru bulunuyor mu?
  • Hasarın ve sorumluluğun ispatlanmasını sağlayacak hangi belgeler mevcut?
  • Sigorta başvurusu veya tazminat talebi için hangi süreler uygulanıyor?

Bu soruların yanıtları, izlenecek hukuki yolu belirler. Aynı olayda sigorta şirketine başvuru ile sorumlu kişi veya kuruma karşı tazminat talebi farklı hukuki dayanaklara sahip olabilir. Bir başvurunun yapılmış olması, diğer hukuki imkânların her durumda ortadan kalktığı anlamına gelmez; ancak mükerrer tahsilat ve sigortacının halefiyet hakları gibi konuların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

2. Sel nedeniyle aracı zarar görenler ne yapmalı?

Sel ve su baskınları nedeniyle araçlarda motor, elektronik sistem, döşeme, kaporta ve diğer parçalarda hasar oluşabilir. Aracın sel suyunda kalması hâlinde zararın nasıl karşılanacağı, öncelikle araç sahibinin sigorta poliçesine ve olayın özelliklerine bağlıdır.

Kasko sigortası sel hasarını karşılar mı?

Kasko sigortasında sel ve su baskını, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları kapsamında teminat altına alınan riskler arasında yer alır. Bununla birlikte, somut olayda uygulanacak poliçenin kapsamı, özel şartlar, istisnalar, hasarın oluş biçimi ve ilgili teminat limitleri incelenmelidir. <Cite refs={[“turn707207search13”]}/>

Bu nedenle araç sahibi, yalnızca kasko poliçesinin bulunmasına dayanarak her türlü zararın koşulsuz olarak karşılanacağını varsaymamalıdır. Poliçe ve genel şartlar birlikte değerlendirilmelidir.

Hasar meydana geldiğinde şu adımlar izlenebilir:

İlk olarak, araç güvenli bir yerde tutulmalı ve yeniden çalıştırılmamalıdır. Su almış bir aracı çalıştırmak, ilk hasara ek olarak motor veya elektronik sistemlerde daha büyük zarara neden olabilir. Aracın çekilmesi gerekiyorsa güvenli ve uygun yöntem kullanılmalı; çekme ve servis işlemleri belgelendirilmelidir.

Ardından sigorta şirketine gecikmeden hasar ihbarı yapılmalı, hasar dosyası açtırılmalı ve eksper incelemesi talep edilmelidir. Araç çekiciyle taşınmışsa çekici faturası; servis veya tamir işlemi yapılmışsa işçilik ve parça faturaları saklanmalıdır.

Hasar tespiti yapılmadan aracın onarılması, değiştirilmesi veya hasarlı parçaların elden çıkarılması, bazı uyuşmazlıklarda zararın ispatını güçleştirebilir. Acil müdahale gerekiyorsa yapılan işlemlerin fotoğraf ve belgelerle kayıt altına alınması önemlidir.

Yalnızca trafik sigortası bulunan araçlarda durum nedir?

Zorunlu trafik sigortası, kural olarak sigortalı aracın işletilmesinden kaynaklanan ve üçüncü kişilere verilen zararlarla ilgilidir. Araç sahibinin kendi aracında meydana gelen sel hasarını karşılayan genel bir doğal afet teminatı değildir.

Bu nedenle yalnızca zorunlu trafik sigortası bulunan bir araçta meydana gelen sel hasarı, sırf trafik sigortası mevcut olduğu için sigortacıdan talep edilemez. Ancak zararın meydana gelmesinde başka bir kişinin veya kurumun hukuken sorumlu tutulmasını gerektiren bir durum varsa, bu sorumluluk ayrıca incelenebilir.

Örneğin aracın bulunduğu otoparkın işletilmesinde, bina yönetiminin yükümlülüklerinde veya kamu altyapısının işletilmesinde kusur bulunduğu iddia ediliyorsa, sorumluluk değerlendirmesi olayın özelliklerine göre yapılmalıdır.

3. Sel nedeniyle ev ve konutu zarar görenler hangi haklara sahiptir?

Konutlarda yaşanan su baskınları; duvar, zemin, kapı, tesisat ve sabit donanım hasarlarının yanı sıra mobilya, elektronik eşya ve kişisel eşyalarda da zarara neden olabilir. Bu zararların karşılanıp karşılanmayacağı, konut sigortasının içeriğine ve zararın kaynağına göre belirlenir.

Konut sigortası sel hasarını karşılar mı?

Konut sigortalarında sel ve su baskını teminatının bulunup bulunmadığı, poliçenin özel şartlarından kontrol edilmelidir. Bazı poliçeler belirli doğal afet risklerini kapsayabilirken, bazı zararlar teminat dışında bırakılmış veya özel koşullara bağlanmış olabilir.

Ayrıca bina hasarı ile ev eşyası hasarı birbirinden farklıdır. Poliçenin yalnızca binayı mı, ev eşyalarını mı, yoksa her ikisini mi kapsadığı kontrol edilmelidir. Hasarın tamamının karşılanıp karşılanmayacağı da teminat limitlerine, muafiyetlere ve istisnalara bağlıdır.

Hasar meydana geldiğinde konut sahibi veya ilgili sigortalı, zarar gören bölümleri ve eşyaları fotoğraf ve videolarla belgelemeli; mümkünse sigorta şirketinin incelemesinden önce hasarlı eşyaları elden çıkarmamalıdır. Sağlık ve güvenlik nedeniyle temizleme veya tahliye yapılması gerekiyorsa, işlem öncesi ve sonrasına ilişkin kayıt tutulması faydalıdır.

DASK sel hasarını karşılar mı?

Bu noktada önemli bir ayrım bulunmaktadır: Zorunlu Deprem Sigortası (DASK), genel bir sel veya su baskını sigortası değildir. DASK’ın teminatı, zorunlu deprem sigortasının kapsamına giren deprem ve deprem nedeniyle oluşan belirli hasarlarla sınırlıdır. Bağımsız bir sel olayından kaynaklanan konut hasarı, sırf DASK poliçesi bulunması nedeniyle karşılanmaz.

Dolayısıyla yalnızca DASK poliçesi bulunan bir konutun sel nedeniyle zarar görmesi hâlinde, öncelikle konut sigortası bulunup bulunmadığı ve başka bir hukuki sorumluluk sebebinin mevcut olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Kiracılar da zararlarını talep edebilir mi?

Evet. Kiracının ev sahibinden farklı olarak kendisine ait eşyaları, elektronik cihazları veya diğer kişisel malvarlığı unsurları zarar görmüş olabilir. Kiracı, kendi sigorta teminatı bulunuyorsa buna başvurabilir; ayrıca olayda hukuken sorumlu bir kişi veya kurum varsa koşulları oluştuğunda zararının giderilmesini talep edebilir.

Ev sahibinin binada meydana gelen hasarı ile kiracının eşyalarında oluşan zarar aynı talep değildir. Her iki zarar kaleminin kime ait olduğu, hangi sigorta teminatına girdiği ve hangi hukuki sebebe dayandığı ayrı ayrı incelenmelidir.

4. Sel nedeniyle iş yeri zarar görenler hangi tazminatları talep edebilir?

Sel ve su baskınları iş yerlerinde makine, ekipman, bilgisayar, stok, ticari mal, mobilya ve diğer demirbaşların zarar görmesine neden olabilir. Ayrıca iş yerinin kullanılamaması nedeniyle faaliyetlerin durması veya aksaması, gelir kaybı ve ek giderler ortaya çıkabilir.

İş yeri sigortası bulunan işletmeler, poliçede yer alan sel ve su baskını teminatlarını kontrol etmelidir. Poliçenin yalnızca fiziksel hasarı mı karşıladığı, yoksa iş durması veya kâr kaybı gibi dolaylı zararlar için ayrıca teminat içerip içermediği önem taşır.

Örneğin bir işletmenin stokları su altında kalmışsa stok kayıtları, satın alma faturaları, envanter belgeleri ve hasar tespit raporları zararın belirlenmesinde önemlidir. Makine veya ekipman hasarında servis raporları ve onarım teklifleri; işletmenin geçici olarak faaliyet gösterememesi nedeniyle ileri sürülen kayıplarda ise ticari kayıtlar, sipariş belgeleri ve gelir-gider kayıtları incelenebilir.

İş yerinin kapanması nedeniyle oluştuğu ileri sürülen her gelir kaybı otomatik olarak tazmin edilmez. Bu kaybın gerçekliği, miktarı, olayla bağlantısı ve poliçede teminat altına alınıp alınmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Sigorta teminatı bulunmaması da her durumda tazminat talebinin imkânsız olduğu anlamına gelmez. Zararın meydana gelmesinde sorumlu tutulabilecek bir kişi veya kurum varsa, olayın özelliklerine göre genel sorumluluk hükümleri kapsamında başvuru imkânı bulunabilir.

5. Sel nedeniyle oluşan zararlardan belediye veya kamu kurumları sorumlu tutulabilir mi?

Sel felaketlerinden sonra en çok merak edilen konulardan biri, belediyenin veya ilgili kamu kurumlarının tazminat sorumluluğunun bulunup bulunmadığıdır.

Kamu kurumlarının sorumluluğu, yalnızca selin meydana gelmiş olmasına dayanılarak otomatik biçimde kabul edilemez. Bununla birlikte, zararın ortaya çıkmasında kamu hizmetinin kuruluşu, işleyişi, bakımı veya yürütülmesiyle ilgili bir eksiklik bulunduğu iddia ediliyorsa, olayın somut koşulları çerçevesinde idarenin sorumluluğu gündeme gelebilir.

Örneğin;

  • Yağmur suyu tahliye sistemlerinin yeterli olup olmadığı,
  • Mazgal ve rögarların bakım ve temizliğinin gereği gibi yapılıp yapılmadığı,
  • Altyapı sistemlerinin kapasitesinin ve işletilmesinin olay bakımından yeterli olup olmadığı,
  • Bilinen ve öngörülebilir taşkın risklerine karşı gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı,
  • Zarara yol açtığı ileri sürülen hizmet eksikliği ile meydana gelen hasar arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığı

incelenmesi gereken konular arasında yer alabilir.

Ancak bu hususların varlığı, yalnızca zarar meydana geldiği için varsayılamaz. Teknik inceleme, olay kayıtları, meteorolojik veriler, altyapı belgeleri ve diğer deliller önem taşır.

Şiddetli yağış veya doğal afet idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırır mı?

Her olayda aynı yanıt verilemez. Yoğun yağışın veya doğal afet niteliğindeki bir olayın meydana gelmesi, idarenin sorumluluğunun otomatik olarak doğduğu anlamına gelmediği gibi, her durumda sorumluluğu ortadan kaldırdığı anlamına da gelmez.

Değerlendirmede olayın öngörülebilirliği, alınması mümkün önlemler, hizmetin işleyişi, zararın oluşum biçimi ve illiyet bağı gibi unsurlar dikkate alınır. Mücbir sebep veya kaçınılmazlık iddiası da somut olayın koşullarına göre incelenmelidir.

Örneğin olağanüstü yağış koşullarının zarara etkisi ile buna ek olarak iddia edilen bir altyapı veya bakım eksikliğinin etkisi birbirinden ayrılmalıdır. Bunun yapılabilmesi için teknik ve hukuki değerlendirme gerekebilir.

İdareye karşı tazminat başvurusu nasıl yapılır?

Zararın bir idari eylemden, yani idarenin hizmetinin yürütülmesi sırasında gerçekleşen bir davranış veya hizmet kusurundan kaynaklandığı ileri sürülüyorsa, idari yargıda tam yargı davası gündeme gelebilir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca, idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin kural olarak öncelikle ilgili idareye başvurması gerekir. Başvuru süresi, eylemin yazılı bildirim üzerine veya başka bir şekilde öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl olarak düzenlenmiştir. İdarenin talebi reddetmesi veya kanunda öngörülen sürede cevap vermemesi durumunda, dava açma süreleri ayrıca hesaplanmalıdır. <Cite refs={[“turn761057search2″,”turn761057search12”]}/>

Bu süreler, olayın hukuki niteliğine ve öğrenme tarihine göre değerlendirilmelidir. İdareye başvuru veya dava süresi bakımından tereddüt varsa, başvurunun geciktirilmeden ve somut olaya uygun biçimde hazırlanması önemlidir.

6. Sel hasarının tazmini için hangi belgeler ve deliller toplanmalı?

Sel ve su baskını nedeniyle tazminat talep etmek isteyen kişilerin, yalnızca zararın meydana geldiğini değil, mümkün olduğu ölçüde zararın kapsamını ve talebin dayanağını da belgelemesi gerekir.

Öncelikle hasarlı araç, konut, iş yeri ve eşyaların fotoğrafları ile videoları çekilmelidir. Görüntülerde mümkünse hasarın yeri, kapsamı ve olayla bağlantısı anlaşılabilmelidir. Olayın tarih ve saatine ilişkin bilgiler de korunmalıdır.

Bunun yanında şu belgeler yararlı olabilir:

  • Sigorta poliçesi ve sigorta şirketine yapılan hasar ihbarına ilişkin kayıtlar,
  • Hasar tespit ve eksper raporları,
  • Servis, onarım, temizlik, çekici ve diğer zorunlu gider faturaları,
  • Zarar gören eşyalara ilişkin fatura, garanti belgesi, envanter ve stok kayıtları,
  • Site veya bina yönetimi yazışmaları ve varsa olay tutanakları,
  • Belediye, itfaiye, kolluk veya diğer yetkili kurumların düzenlediği kayıt ve tutanaklar,
  • Hasarın nedenine ilişkin teknik raporlar ve gerektiğinde uzman incelemeleri,
  • İşletmeler açısından ticari defterler, sipariş kayıtları ve gelir kaybı iddiasını destekleyen belgeler.

Resmî tutanak tutulması her durumda tek başına tazminat hakkı doğurmaz; ancak olayın ve hasarın belgelenmesine yardımcı olabilir. Aynı şekilde fotoğraf ve videolar da tek başına sorumluluğu kesin biçimde kanıtlamayabilir. Delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.

Hasarlı eşyaların temizlenmesi veya atılması zorunluysa, mümkün olduğunca önce fotoğraf ve video kaydı alınmalı, eşyaların niteliği ve hasar durumu listelenmeli ve yapılan işlemlere ilişkin belgeler saklanmalıdır. Güvenlik ve sağlık gereklilikleri hiçbir durumda delil toplama amacıyla ertelenmemelidir.

7. Sel nedeniyle tazminat talebinde hangi süreler önemlidir?

Sel hasarlarında yalnızca zararın miktarının belirlenmesi değil, doğru başvurunun doğru süre içinde yapılması da önem taşır. Her başvuru türünün aynı zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olduğu düşünülmemelidir.

Sigorta şirketine başvuru süresi

Sigorta sözleşmesinden doğan taleplerde Türk Ticaret Kanunu’nun 1420. maddesindeki zamanaşımı hükümleri önemlidir. Genel düzenleme uyarınca sigorta sözleşmesinden doğan istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıllık zamanaşımına tabidir; sigorta tazminatı ve sigorta bedeline ilişkin istemlerde ise rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıllık üst süre öngörülmüştür. Somut sigorta türü ve uygulanabilecek özel hükümler ayrıca incelenmelidir. <Cite refs={[“turn761057search4″,”turn761057search5”]}/>

Bunun yanında sigorta genel şartlarında yer alan ihbar yükümlülükleri ve poliçeye ilişkin koşullar da dikkate alınmalıdır. Bu nedenle hasarın sigorta şirketine gecikmeden bildirilmesi ve gerekli belgelerin saklanması önem taşır.

Sorumlu kişi veya işletmeye karşı tazminat talebi

Zararın bir kişinin veya işletmenin hukuka aykırı ve kusurlu davranışından kaynaklandığı ileri sürülüyorsa, Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümleri gündeme gelebilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesinde haksız fiilden doğan tazminat talepleri bakımından, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıllık zamanaşımı düzenlenmiştir. Fiilin daha uzun ceza zamanaşımını gerektirmesi gibi durumlarda farklı bir değerlendirme söz konusu olabilir. <Cite refs={[“turn761057search8”]}/>

Bu süreler, idareye karşı açılabilecek davalara veya sigorta sözleşmesinden kaynaklanan taleplere doğrudan ve aynen uygulanmaz. Öncelikle talebin hukuki niteliği belirlenmelidir.

İdareye karşı başvuru ve dava süresi

İdari eylemden kaynaklanan zarar iddiasında, İYUK m. 13’te düzenlenen idareye başvuru ve devamındaki dava açma süreleri ayrıca dikkate alınmalıdır. Özel hukuk zamanaşımı sürelerine güvenerek idari başvuruyu geciktirmek hak kaybına yol açabilir.

Önemli: Bu yazıda yer verilen süreler genel hukuki çerçeveyi açıklamaktadır. Somut olayda uygulanacak sürenin başlangıcı, başvuru şartları ve görevli yargı yolu; zararın kaynağına ve talebin hukuki niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

8. Sigorta şirketi hasar talebini reddederse ne yapılabilir?

Sigorta şirketinin talebi reddetmesi veya hasar bedelinin eksik ödendiğinin düşünülmesi hâlinde, ret gerekçesi ve poliçe hükümleri incelenmelidir.

Öncelikle sigorta şirketinden ret kararının ve hesaplamanın dayanakları istenebilir. Hasarın hangi teminat veya istisna kapsamında değerlendirildiği, eksper raporunda hangi tespitlerin yapıldığı ve zararın nasıl hesaplandığı açıklığa kavuşturulmalıdır.

Hasar miktarı konusunda uyuşmazlık varsa teknik raporlar, servis belgeleri, faturalar ve diğer kayıtlar karşılaştırılabilir. Uyuşmazlığın niteliğine göre Sigorta Tahkim Komisyonu veya görevli mahkemeler nezdinde başvuru imkânı değerlendirilebilir. Hangi yolun uygun olduğu; sigortacının hukuki statüsü, uyuşmazlığın niteliği, başvuru koşulları ve süreler gözetilerek belirlenmelidir.

Sigorta şirketinin talebi reddetmiş olması, ret kararının her durumda hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte, yalnızca hasarın meydana gelmiş olması da sigortacının talep edilen tutarın tamamını ödemekle yükümlü olduğunu tek başına göstermez.

9. Sel hasarında tazminat miktarı nasıl belirlenir?

Tazminat hesabında temel amaç, hukuken karşılanması gereken gerçek zararın belirlenmesidir. Bu nedenle her olayda aynı yöntem uygulanamaz.

Araç hasarında onarım giderleri, parça ve işçilik bedelleri, hasarın teknik niteliği ve gerektiğinde değer kaybı gibi kalemler incelenebilir. Konut ve iş yeri hasarında ise bina onarımı, eşya ve stok zararları, makine ve ekipman kayıpları ile hukuken talep edilebilir diğer zararlar değerlendirilir.

İşletmenin faaliyetini sürdürememesi nedeniyle ileri sürülen gelir kaybı gibi dolaylı zararlar, ayrıca ispat ve hukuki değerlendirme gerektirir. Bunların sigorta kapsamında olup olmadığı da poliçenin içeriğine bağlıdır.

Tazminat talebinin belirlenmesinde hasarın aynı kaleminin birden fazla kez hesaplanmaması, sigorta ödemelerinin ve varsa diğer tahsilatların dikkate alınması gerekir. Zararın bir kısmının sigortacı tarafından karşılanması, sorumlu olduğu belirlenen diğer kişilere yönelik taleplerin kapsamını etkileyebilir; ancak bunun sonucu somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.

10. Sel felaketinden zarar görenler için pratik kontrol listesi

Sel veya su baskını nedeniyle zarar gördüyseniz aşağıdaki adımlar, haklarınızı korumanıza yardımcı olabilir:

  1. Güvenliği sağlayın. Elektrik, gaz, su ve yapı güvenliğiyle ilgili riskleri dikkate alın; tehlikeli alanlara girmeyin.
  2. Hasarı belgeleyin. Güvenli olduğu ölçüde fotoğraf ve video çekin; zarar gören eşyaları ve bölümleri listeleyin.
  3. Sigorta poliçenizi kontrol edin. Kasko, konut veya iş yeri poliçesinde sel ve su baskını teminatı bulunup bulunmadığını inceleyin.
  4. Hasar ihbarını geciktirmeyin. Sigorta şirketiyle iletişime geçin, hasar dosyası numarasını ve yazışmaları saklayın.
  5. Faturaları ve raporları muhafaza edin. Çekici, servis, onarım, temizlik ve diğer giderlere ilişkin belgeleri saklayın.
  6. Hasarın kaynağını araştırın. Zararda altyapı, bakım, işletme veya başka bir kişinin davranışının etkisi bulunup bulunmadığını somut delillerle değerlendirin.
  7. Süreleri kontrol edin. Sigorta, özel hukuk ve idare hukuku bakımından farklı başvuru ve zamanaşımı süreleri bulunabileceğini unutmayın.
  8. Ret veya eksik ödeme hâlinde gerekçeyi inceleyin. Sigorta şirketinin yazılı değerlendirmesini ve teknik raporları temin edin.
  9. Hukuki yolu somut olaya göre belirleyin. Sigorta başvurusu, sorumlu kişiye karşı tazminat talebi veya idareye başvuru seçenekleri birbirinden farklı koşullara tabidir.

Sonuç: Sel nedeniyle zarar görenler haklarını nasıl koruyabilir?

İstanbul’da yaşanan sel ve su baskınları, araç, konut ve iş yeri sahipleri bakımından önemli maddi kayıplara yol açmıştır. Bu tür olaylarda zararın karşılanması yalnızca sigorta poliçesinin bulunmasına değil; teminat kapsamına, zararın nedenine, sorumluluğun hukuki dayanağına, delillere ve başvuru sürelerine bağlıdır.

Araçlarda kasko teminatı, konut ve iş yerlerinde ilgili sigorta poliçeleri incelenmeli; DASK’ın sel hasarını kapsayan genel bir sigorta olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Zarara kamu hizmetinin yürütülmesindeki bir eksikliğin veya başka bir kişinin hukuken sorumlu davranışının neden olduğu ileri sürülüyorsa, sorumluluk somut olayın delilleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

En önemli adım, hasarı mümkün olduğu ölçüde belgelemek, sigorta ve ilgili kurumlarla yapılan yazışmaları saklamak ve uygulanacak süreleri kaçırmamaktır. Her olayın hukuki niteliği farklı olabileceğinden, tazminat yolunun somut olaya uygun şekilde belirlenmesi olası hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşır.

Emre Alim KILIÇ Hukuk ve Danışmanlık olarak, sel ve su baskını nedeniyle oluşan zararların sigorta hukuku, özel hukuk sorumluluğu ve idare hukuku yönlerinden değerlendirilmesinin, her olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak yapılması gerektiğini hatırlatırız.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Somut bir olayda hukuki değerlendirme yapılırken ilgili poliçe, belgeler, olayın özellikleri ve uygulanacak mevzuat birlikte incelenmelidir.

Yukarı Çık